Kedi onkolojisi • Aşı güvenliği • FISS

Kedilerde aşı sarkomu nedir?

“Aşı sarkomu” olarak bilinen tablo için günümüzde daha doğru terim feline injection-site sarcoma (FISS), yani kedilerde enjeksiyon bölgesi sarkomudur. Çünkü bu tümörler yalnızca aşılardan sonra değil, nadiren başka enjeksiyon veya yabancı materyallerin uygulandığı bölgelerde de gelişebilir. FISS nadir fakat lokal olarak agresif bir tümördür; buna rağmen gerekli aşıların enfeksiyonlardan korunmadaki yararı, çoğu kedi için bu nadir riskten çok daha büyüktür.

Veteriner hekim tarafından hazırlanmıştır27 Ağustos 2026
Kısa cevap

Aşı sonrası oluşan her sertlik kanser değildir. Çoğu lokal reaksiyon kendiliğinden geriler. Ancak bir kitle 3 ayı geçiyorsa, 2 cm’den büyükse veya 1 ay sonra büyümeye devam ediyorsa 3-2-1 kuralına göre biyopsi değerlendirmesi gerekir.

En önemli mesajFISS korkusu nedeniyle gerekli aşıları tamamen bırakmak doğru değildir.

AAHA/AAFP ve WSAVA yaklaşımı, her kedi için yaşam tarzı ve enfeksiyon riskine göre bireyselleştirilmiş aşılama planı oluşturulmasını; gerekli aşıların uygun aralıklarla uygulanmasını önerir. FISS nadirdir, ancak erken fark edilmesi tedavi şansını etkileyebilir.

FISS nedir?

FISS, çoğunlukla bağ dokusu hücrelerinden köken alan ve enjeksiyon yapılan bölgede gelişen malign sarkomları tanımlar. En sık histolojik tip fibrosarkomdur; ancak başka mezenkimal sarkom tipleri de görülebilir. Bu tümörler çevre dokulara parmak benzeri uzantılarla ilerleyebildiği için dışarıdan görünen kitleden daha geniş olabilir ve lokal nüks eğilimleri yüksektir.

2023 tarihli European Advisory Board on Cat Diseases (ABCD) derlemesi, FISS’in aşılar yanında başka enjekte edilen maddelerden sonra da gelişebildiğini ve en kabul gören mekanizmanın uzamış inflamasyonun duyarlı bir kedide malign dönüşümü tetiklemesi olduğunu belirtmektedir. Ancak neden bazı kedilerde gelişip büyük çoğunluğunda gelişmediği hâlâ tam olarak açıklanamamıştır.

Ne kadar sık görülür?

FISS ciddi bir hastalıktır ancak nadir görülür. 2026’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde sekiz çalışma, toplam 14 milyondan fazla aşılama ve 411 FISS vakası birlikte değerlendirildi. Ortalama tahmin 100.000 aşılama başına 8,8 vaka, yani kabaca 10.000 aşılama başına yaklaşık 1 vaka düzeyindeydi.

Bununla birlikte çalışmalar arasında çok büyük farklılıklar vardı ve yazarlar kanıt kesinliğini “çok düşük” olarak değerlendirdi. Bu nedenle tek bir oranı bütün ülkeler, bütün aşı tipleri ve bütün kedi popülasyonları için kesin risk gibi yorumlamak doğru değildir.

Risk iletişimi: FISS’in nadir olması önemsiz olduğu anlamına gelmez; ama bu risk, panlökopeni, kuduz veya FeLV gibi hastalıklara karşı gerekli aşıların tamamen bırakılması için bilimsel bir gerekçe de değildir.

Her aşı sonrası şişlik sarkom mudur?

Hayır. Aşı veya başka bir enjeksiyondan sonra birkaç gün ya da hafta sürebilen küçük, lokal şişlikler gelişebilir. Bunların büyük bölümü inflamatuvar reaksiyondur ve zamanla küçülür. Önemli olan kitlenin boyutu, süresi ve büyüme eğilimidir.

3-2-1 kuralı nedir?

AAHA/AAFP kedi aşılama rehberleri, enjeksiyon bölgesindeki kitlelerin değerlendirilmesinde pratik bir 3-2-1 kuralı önerir. Aşağıdaki kriterlerden herhangi biri varsa veteriner hekim biyopsi planlamalıdır:

3

Kitle enjeksiyondan 3 ay sonra hâlâ mevcutsa.

2

Kitle çapı 2 cm’den büyükse.

1

Kitle enjeksiyondan 1 ay sonra büyümeye devam ediyorsa.

Bu kriterlerden birinin karşılanması “kesin sarkom” anlamına gelmez; fakat gecikmeden histopatolojik tanı gerektiğini gösterir.

Tanı nasıl konur?

Şüpheli bir kitlenin tanısında amaç yalnızca “kanser var mı?” sorusunu yanıtlamak değildir; yapılacak ilk cerrahinin doğru planlanmasını da sağlamaktır. FISS şüphesinde çoğu rehber insizyonel biyopsiyi tercih eder. İnce iğne aspirasyonu bazı vakalarda tanı sağlayabilir ancak sarkomlarda yeterli hücresel materyal alınamayabilir.

Önemli cerrahi prensipŞüpheli kitleyi küçük bir operasyonla “çıkarıp bakalım” yaklaşımı uygun olmayabilir.

FISS’te ilk cerrahi, en iyi lokal kontrol şansını verir. Plansız eksizyon sonraki radikal cerrahiyi zorlaştırabilir ve nüks riskini artırabilir.

CT veya MRI neden istenir?

FISS çevre dokulara mikroskobik ve makroskobik uzantılar yapabildiği için elle muayenede hissedilen sınır gerçek tümör sınırından küçük olabilir. Kontrastlı bilgisayarlı tomografi (CT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRI), tümörün kas, fasya veya kemikle ilişkisini ve planlanan cerrahi alanı değerlendirmede yararlıdır.

Metastaz taramasında özellikle akciğerler değerlendirilir. Literatürde metastaz oranları yaklaşık %10–28 arasında bildirilmiştir; risk tümörün biyolojik davranışına ve evresine göre değişir.

Tedavinin temelini ne oluşturur?

1. Radikal cerrahi

FISS tedavisinin temel taşı, uygun olgularda ilk girişimde geniş ve derin cerrahi sınırlarla yapılan radikal rezeksiyondur. Literatürde genellikle 3–5 cm lateral sınırlar ve tümörün altındaki bir veya daha fazla sağlam fasiyal planın çıkarılması tarif edilir. Tümörün yerine göre kas, fasya, kemik veya bir ekstremitenin amputasyonu gerekebilir.

Temiz cerrahi sınırlar lokal nüks riskini azaltan en önemli faktörlerden biridir. Bir çalışmada mikroskobik olarak tümör içermeyen sınırlarla çıkarılan olgularda nüks oranı, infiltre sınır bulunan olgulardan belirgin derecede daha düşüktü.

2. Radyoterapi

Radyoterapi, özellikle yüksek nüks riski bulunan, cerrahi sınırların yetersiz olabileceği veya anatomik olarak zor bölgelerdeki FISS’lerde cerrahi öncesi ya da sonrası kullanılabilir. Birçok onkoloji merkezinde cerrahi ve radyoterapi kombinasyonu multimodal tedavinin ana parçalarındandır.

3. Kemoterapi ve diğer tedaviler

Kemoterapinin katkısı tüm vakalarda aynı değildir. Doksorubisin gibi ajanlar bazı olgularda adjuvan veya palyatif tedavi olarak değerlendirilebilir. Seçim; tümörün evresi, cerrahi sınırlar, metastaz durumu ve kedinin genel sağlık durumuna göre veteriner onkolog tarafından yapılmalıdır.

Neden “ilk cerrahi” bu kadar önemli?

FISS’in infiltratif yapısı nedeniyle tümörü yalnızca hissedilen sınırdan çıkarmak sıklıkla yetersizdir. Retrospektif çalışmalarda ilk kez opere edilen primer tümörlerin, daha önce yetersiz cerrahi geçirmiş nüks tümörlere göre daha iyi sonuç verdiği gösterilmiştir. Bu nedenle FISS şüphesi varsa mümkünse ilk ameliyattan önce cerrahi onkoloji planı yapılmalıdır.

Aşı bölgesi neden önemli?

AAHA/AAFP, olası bir FISS gelişmesi halinde geniş cerrahi sınır elde edilebilmesini kolaylaştırmak amacıyla aşıların kedilerde distal ekstremitelere uygulanmasını önerir. Omuzlar arasındaki interskapular bölge, geniş cerrahi eksizyonun zor olması nedeniyle önerilmez. Bazı rehberler uygun durumlarda distal kuyruk bölgesini de alternatif olarak tartışır.

Veteriner kliniğinin hangi aşının hangi anatomik bölgeye ve hangi yolla uygulandığını kaydetmesi önemlidir. Bu kayıtlar, daha sonra o bölgede bir kitle gelişirse klinik değerlendirmeyi kolaylaştırır.

Adjuvanlı aşılar daha mı risklidir?

Kronik inflamasyon hipotezi nedeniyle adjuvanlı aşılar uzun yıllardır araştırılmaktadır. Bazı epidemiyolojik veriler non-adjuvanlı veya rekombinant aşıların daha düşük FISS riskiyle ilişkili olabileceğini düşündürmüştür. Buna karşılık 2020 AAHA/AAFP rehberi, mevcut kanıtların bütün kediler için tek bir aşı tipini zorunlu olarak önermeye yeterli olmadığını belirtir.

Bu nedenle doğru yaklaşım, yalnız “adjuvan var/yok” kriterine bakmak yerine kedinin yaşı, yaşam tarzı, enfeksiyon riski, geçmiş reaksiyonları, ürün özellikleri ve yerel yasal gereklilikleri birlikte değerlendirmektir.

FISS riskini azaltmak için neler yapılabilir?

  • Gereken aşıları yapın, gereksiz tekrarları yapmayın. Aşı programı her kedi için risk-fayda değerlendirmesine göre bireyselleştirilmelidir.
  • Enjeksiyon bölgesini doğru seçin. Distal ekstremiteler olası geniş cerrahiye izin verir.
  • İnterskapular bölgeden kaçının. Bu bölgede radikal cerrahi teknik olarak daha zordur.
  • Aşı ve enjeksiyon yerini kaydedin. Hangi ürünün hangi bölgeye uygulandığı hasta dosyasında bulunmalıdır.
  • Enjeksiyon bölgesini takip edin. 3-2-1 kuralını bilin.
  • Gereksiz enjeksiyonları sınırlayın. FISS yalnız aşılardan sonra değil, başka kronik inflamasyon oluşturan enjeksiyonlardan sonra da bildirilmiştir.

Kedimin aşılarını yaptırmamalı mıyım?

Hayır. FISS riski, gerekli aşıları tamamen bırakmak için gerekçe değildir. 2026 meta-analizi FISS’in mutlak riskinin düşük olduğunu vurgularken, AAHA/AAFP ve WSAVA rehberleri temel aşıların enfeksiyon hastalıklarından korunmada kritik olduğunu belirtir.

En doğru yaklaşım “çok aşı” veya “hiç aşı” uçları değildir. Kedinin yaşam tarzına göre gereken antijenleri, gereken aralıklarla, uygun anatomik bölgeye uygulamak ve enjeksiyon bölgesini takip etmektir.

Evde neyi takip etmeliyim?

  • Aşı veya enjeksiyon yapılan bölgeyi ilk haftalarda ara sıra elinizle kontrol edin.
  • Bir kitle hissederseniz yaklaşık boyutunu not edin; mümkünse tarih ile birlikte kaydedin.
  • Kitle küçülmüyorsa, sertleşiyorsa veya büyüyorsa veteriner hekiminize bildirin.
  • 3-2-1 kriterlerinden herhangi biri oluşursa biyopsi değerlendirmesini geciktirmeyin.

Sonuç

Kedilerde “aşı sarkomu” olarak bilinen FISS, aşı veya başka enjeksiyon bölgelerinde nadiren gelişebilen, lokal olarak agresif bir sarkom grubudur. En önemli üç nokta; riskin nadir olduğunu bilmek, 3-2-1 kuralıyla kitleleri erken değerlendirmek ve şüpheli bir FISS’te ilk cerrahiyi onkolojik prensiplerle planlamaktır.

Aşıların amacı ciddi enfeksiyon hastalıklarını önlemektir. FISS korkusu nedeniyle koruyucu hekimliği bırakmak yerine, kedinize özel aşı programını veteriner hekiminizle birlikte planlayın ve enjeksiyon bölgelerini düzenli takip edin.

Veteriner Hekimi Nazif Oben Akşemsettinoğlu
Veteriner Hekimi Nazif Oben AkşemsettinoğluVetWel Kurucusu & Veteriner DanışmanUzman profilini görüntüle →

Sağlık notu: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve bireysel muayene, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Kedinizin enjeksiyon bölgesinde kalıcı veya büyüyen bir kitle fark ederseniz veteriner hekiminize danışınız.